Paylaşmak Güzeldir

Fotoğrafa yeni başlayanların fotoğraf makinesi alırken karşılaştıkları teknik bir sorun da sensör boyutu ve optik çarpan faktörü sorunudur. Bu nedenle objektif seçimlerinde de sorunlar yaşanır. Bu yazıda sensör ölçülerine göre optik çarpanın nasıl oluştuğunu ve ne anlama geldiğini öğreneceğiz.

Fotoğraf makinelerinde farklı özelliklerde ve boyutlarda sensörler bulunur. Bu sensör boyutları genel olarak belli başlı birkaç boyuta indirgenmiş durumdadır. Full Frame (Tam kare), APS-C (1.5x veya 1.6x kroplu), 1”CX (2.7 çarpanlı), Four Thirds (2x çarpanlı) gibi… Aşağıdaki şekilde bu ölçüleri ve isimlerini görüyoruz.

sensor-boyutlarıDSLR gövdeler için üretilen objektifler Full frame sensör boyutu baz alınarak üretilirler. Çünkü bu objektiflerin ilk geliştirilme aşamasında dijital teknoloji yoktu ve film ölçüsü (36mmx24mm) full frame ile aynı olduğu için dijitale geçişten sonrada bu altyapı üzerine üretimler devam etti. İlk yıllarda böyle büyük sayılabilecek sensörleri üretmek maliyetli ve zor olduğu için çoğunlukla APS-C veya APS-H gibi boyutlarda üretimler gerçekleşti. Kompakt makinelerde ise 2/3” veya 1/3” gibi çok daha küçük sensörler kullanıldı.

Çarpan faktörünü daha iyi anlayabilmek için bir örnek üzerinden gidelim. DSLR gövdelerde en sık kullanılan APS-C format sensör ölçüsü yaklaşık olarak Nikon da 23,50mm x 15,60mm ve Canon da 22,40mm x 15,00mm dir. Bu nedenle objektiften gelen görüntünün full frame sensördeki gibi tamamını değil de bir kısmını alabilirler. Görüntülenebilen kısmın daha az olması nedeniyle sanki daha dar açılı bir objektif ile çekilmiş gibi bir görüntü elde edilmiş olur.

Yukarıdaki fotoğrafın 50mm normal açılı bir lens ile çekildiğini düşünelim. Full Frame sensöre sahip bir kamerada mavi çerçeveli kısım kadar bir alanı görüp fotoğraflayabilirken kroplu yani APS-C sensöre sahip bir gövde ile çekim yapıldığında sarı çerçevenin içerisindeki kadar bir alanı görüp fotoğraflamak mümkün oluyor. Objektif değişmediği halde görülebilen alanın azalmış olması normalde daha dar açılı bir objektif kullanılarak çekilmiş gibi görünmesine neden oluyor. İşte bu duruma krop çarpan faktörü deniliyor. Full frame sensör ile 50mm olan odak uzaklığı APS-C sensörde 50mm x1.5 = 75mm oluyor. Yani kroplu sensördeki 50mm objektif ile alınan görüntü Full frame sensörde 75mm objektif ile alınan görüntüyle aynı.

Krop çarpan faktörü tele lens avantajı sunarken geniş açı çekimlerde dezavantaja dönüşüyor. 400mm bir objektif APS-C sensör ile Nikon da 400mm x 1.5 = 600mm iken Canon da   400mm x 1.6 = 640mm oluyor. Bu durum Four Thirds formatta 2x çarpan ile  400mm x 2 = 800mm olurken 1” lik CX format bir sensörde 400mm x 2.7 = 1.080mm olarak karşımıza çıkıyor. Bu da inanılmaz bir tele avantajı sağlamış oluyor.

Ancak diğer taraftan 16mm geniş açıda ise 16mm x 1.5 = 24mm olarak daha dar bir açı sunuyor.  CX formatta ise 16mm x 2.7 = 43,2mm gibi neredeyse normal açı değerine geriliyor.

Günümüzde her marka kendi sensör formatına göre lens ürettiği için artık krop çarpan faktörü ciddi bir sorun olmasa da DSLR kullananlar için güncelliğini hala sürdürüyor…

Bu temel fotoğraf bilgisi yazılarına bir süre devam deceğim… Takipte kalmak ve ilk haberdar olmak için sayfanın en altındaki abone ol kısmından bültenlere abone olmayı unutmayın…

Paylaşmak Güzeldir

4 YORUMLAR

  1. Üyeliğim falan yok sitelere karşıma bu makina çıkınca yazma gereği duydum. Üye olmamamın sebebi çok gereksiz tartışmalar olması, bilimsellikten uzak konuya odaklı değil kişiye, karaktere yönelik tartışmalar olması çok saçma, yabancı sitelerde fikirleri üzerine tartışmalar vardır. Ancak iş kişisel boyuta tavıra gelecek olursa; bizde deneyimliside, bilgilisi, bilgisizide aynı kişiliğin özelliğini sergileyen yapılarda, çünkü çokları aynı mahalle çocukları, bizim mahalle sizi döver hesabı, zevkli oluyor ama sonuç odaklı değil tabi.

    Görsel sanatçıların eliyle çekilmiş en basit profesyonel makinalar ödüller getirmiştir, ödül verirken fikir değiştiren, makinanın markasına bakan kendine güvensiz aptal juriler olması ayrı bir tartışma konusudur tabi.

    Bizde bu mahalleyi taşlarsak eğer şöyle derim: Fotoğrafçılıkta da görsel sanatların diğer dallarında olduğu gibi tarzlar, bakış açıları, zevkler, yönelmeler vardır. Yıllarca severek herhangi bir profesyonel makinayla çekimler yapmış birisi hobi fotoğrafçısıdır çok usta olsada bu işten para kazanmayan uzman ama profesyonel değildir. Profesyonel fotoğrafçıdan sanat, göz, görme, farkındalık ve kabiliyet yönünden çok uzman fotoğrafçılar, hobi sanatçıları vardır. Diğer yandan teknik bilgisi olan insanlarsa anlatımdan uzak yargılarda olabiliyor. Örnek verirsek, aynı anda aynı ayarlarla aynı markayla, aynı mercekle, profesyonel tam sensör ya da croplu sensörle çekilmiş görüntüler kıyaslandığında bir ekrandaki kalite, bit-alan derinliği çok farklı değildir, algınamaz biçimdedir. Fark büyütünce ortaya çıkar, ancak bu gerçek gösterir ki, crop sensöre sahip profesyonel fotoğraf makinalarının çekim kalitesi, full frame ile %98 aynıdır, aradaki fark yakınlaştırınca ortaya çıkan ayrıntı farkıdır, bu çekim kalitesi demek değildir. Fiyat artışı kalite artışının on yirmi katıdır, çünkü sadece bir tık fazla kaliteli bir mercek üretmek için harcanan enerji, maliyet çok fazladır, ve diğer önemli aksanları..

    İnsanlara profesyonellerde en ucuzu önerin ve kıyaslama fotoğrafları varsa onları gösterin yorumu kendileri yapsın. Çoğu insanın hatta kimi deneyimli işi ticarete dökmüş kişinin bile anlamadığı şey fotoğrafta en önemli şeyinmercek kalitesi olduğudur, bunların testleri vardır, mesela akıllı telefonlardaki kadar sensörle dünyanın en kaliteli mercekleriyle çekimler yapıp karşılaştırıyorlar, ışık parlaması yoksa sonuç harika.. tabi hiçbir üretici böye birşeyi üretime geçirmez.

    Teknolojiyle sözzü bitirirsem, şu anda akıllı telefonlarda imkansızlıklardan ortaya çıkan, kullandıkları birkaç objektifin aynı anda çekim yapması olayı belki geleceğin teknolojisidir, aynı anda gerçek bir hdr, hem karanlık hem aydınlık görüntüye işleniyor, eksik zaten bu ama o makinalar bit kadar mercek ve sensörle ancak o kadar yapıyor. Yinede orada bir gelecek var.

    http://www.imaging-resource.com

    • Değerli bilgiler ve katkınız için çok teşekkür ederim. Blog sayfamda ben de sürekli olarak uygun bütçeli ve gerçekten ihtiyaç olan gövdeleri tavsiye ediyorum. Sevgiler…

  2. Ali Bey öncelikle tebrik ederim dolu dolu sayfanız için. Fotoğraf severlere bir çok yerde bulamayacakları mükemmel bilgiler sunuyorsunuz. Gönlümüzde yeriniz ayrı 🙂 sizden bir ricam olacak müsadenizle. Tekil pixel boyutu nedir ve ne derece önemlidir. Varsa bilginiz paylaşırmısınız. Şöyle bir durumla karşı karşıya kaldığımız anlar oluyor; makinyi değiştirip bir üst modele geçmeyi düşünürken öğreniyoruzki yeni alacağımızın tekil piksel boyutu elimizdekinden daha düşük ve ne olduğunuda tam olarak bilmeyince orda kalıyoruz. Şimdiden teşekkür ederim. Başarılar….

    • Uğur bey çok teşekkür ederim. Faydalı oluyorsa ne mutlu. Bu konu başlı başına bir yazı olacak kadar uzun olsa da kısaca şunları söyleyebilirim. Sensörlerin üzerindeki her bir piksel ışık hücreleri, bunun üzerinde RGB filtresi ve onun da üzerinde küçük optiklerden oluşur. Her bir piksel büyük bir piksel gibi davranır ve bu pikselin üzerindeki lens de ışığı doğru bir biçimde toplar. Bu her bir piksel ne kadar büyük ise üzerindeki mercek de o denli büyük olacağı için ışığı daha fazla toplayacak ve daha iyi ışığa doyacaktır. Bu da daha az kumlanma ve daha fazla detay anlamına geliyor.

      Ancak olay sadece bununla sınırlı olmadığı için tekil piksel boyutu tam olarak fotoğraf kalitesini veya sensör kalitesini ölçmede yeterli değil. Bazen daha küçük tekil piksele sahip sensörler daha hassas ışık hücreleri daha hızlı işlem yapan işlemcileri, veriyi daha kısa yoldan aktaran bakır kabloları ile aradaki farkı kapatıp daha başarılı sonuçlar ortaya çıkartabiliyor. Bu nedenle testlere de göz atmakta fayda var.

      Umarım açıklayıcı olmuştur. İleride yazacağım bir yazıyı neredeyse burada yazmış oldum 🙂 Esen kalın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here