_ALI6521k

Akbaba denince akla ilk olarak leş yiyen ve sevimsiz bir kuş gelir. İri, suratsız ve mikrop taşıyan… Ama aslında gerçek böyle değildir. Akbabalar doğayı temizleyen belediye işçileri gibidir. Teşbihde hata olmasın, nasıl ki yaşadığımız şehirde sokakları, caddeleri ve çöpleri temizleyen belediye işçileri olmasa bir süre sonra o şehirde yaşamak mümkün olmaz aynen öyle de bu devasa kuşlar olmasa doğa da kirlenmeye yüz tutar.

Akbabaların midelerindeki asit o kadar güçlüdür ki çok uzun süre beklemiş bir leşi yeseler dahi her hangi bir rahatsızlık hissetmezler. Ayrıca vücutlarından dışarıya atarken de doğaya tamamen zararsız bir hale dönüşmüş olarak atarlar. Bu sayede bizler için ciddi risk taşıyabilecek leşler tamamen ve faydalı bir şekilde temizlenmiş olur.

_ALI6320f

Tam bu noktada belgesellere de konu olan yaşanmış bir olaydan kısaca bahsetmek istiyorum. 2000’li yılların başlarında Hindistan’da Leoparların insanlara saldırı oranı artmıştı. Hatta bazı aileler küçük yaştaki çocuklarını leopar saldırısı nedeniyle kaybetti. Durumun dehşeti bilim insanlarını konuyu araştırmaya itti. Acaba leoparları şehirlere çeken neydi? Araştırmalar başlayınca ilk olarak göze çarpan Hindistan’ın bu bölgesindeki köpek nüfusunun anormal derecede artmış olması oldu. Evet akıl almaz derecede sokak köpeği vardı. Belli ki leoparlar köpekleri yemek için şehirlere geliyorlardı. Ne tekim doğada bulunan leopar dışkıları incelendiğinde dışkıların neredeyse tamamında köpek tüylerine rastlandı. Köpeklerin nerede yaşadıkları ve çoğaldıkları tespit edildiğinde ise durum çok daha dehşet verici bir boyuta ulaştı…

Malumunuz olduğu üzere Hindistan’da inekler kutsal sayıldığı için ölecekleri zaman kesilmiyor veya öldükleri zaman imha edilmiyor ve doğaya geri dönüşmeleri için hayvan çöplüklerinde bırakılıyor. Hindistan’da bu şekilde bir çok hayvan çöplüğü bulunuyor. Buraya bırakılmalarının asıl nedeni ise akbabalar. Evet akbabalar kutsal saydıkları bu hayvanları çok hızlı bir şekilde tüketip kanatlanmalarını ve özgürleşmelerini sağlamış oluyorlar.
Her şey buraya kadar normal gibi; ama araştırmacılar hayvan çöplüğüne gittiklerinde binlerce akbaba görmeyi ümit ederken hiç akbaba görememişlerdi. Akbabalar olmayınca hayvan çöplüğü köpekleri kendisine çekmiş ve köpekler bu çöplükleri üreme ve beslenme yeri haline getirmişler. Ancak köpekler tam bir leş yiyici olmadıkları için hayvanlar tamamen temizlenemediğinden çöplük adeta bir mikrop yuvasına dönüşmüş.
Sayıca artan köpekler rastgele her tarafta dolaşırken zaten yaşam alanları daralan ve varoşlardaki evlere yakın yaşayan leoparlar, köpekleri takip ederken doğasını daraltan insan oğlunun evlerine ve sokaklarına kadar gelmişti. Bu durumda da sokaklarda oynayan çocuklarlarla karşı karşıya gelmeleri kaçınılmaz oluyor.

_ALI6468

Konuyu fazla uzatmamak için hikayenin sonuna geliyorum. Araştırmacılar akbabalara ne olduğunu araştırınca bir ilaç firmasının ürettiği tarım ilaçlarının akbabaların sayısının azalmasına neden olduğu ortaya çıkıyor. Zira bu tarım ilacının kullanıldığı yerlere yakın noktalarda beslenen inekler vücutlarında bu zehiri taşıyarak öldüğünde akbabalar onları bu hayvan çöplüklerinde hızla tüketiyor. Bu ilaç akbabalara geçiyor. İlaç inekleri etkilememesine karşın akbabalarda böbrek yetmezliğine neden oluyor ve akbabalar tek tek ölüyorlar. Bir zamanlar yüzbinlere ulaşan akbaba nüfusu yüz adedin altına düşüyor. Bu nedenle Hindistan hükümeti akbaba yetiştirme merkezi kuruyor ve doğadaki akbabaları koruma altın alarak kafeslerde insanlar ile yüz yüze getirmeden çoğalmalarını temin ediyorlar. Yaklaşık 14 yıldır devam eden bu süre sonunda artık yavaş yavaş akbabalar tekrar doğaya salınmaya başlandı. Akbabaların ölümüne neden olan ilaç tüm Hindistan’da yasaklandı. Ama dünyanın farklı ülkelerinde hala kullanılıyor :(

İşte sevimsiz görünen bu devasa leş yiyici dostlarımız olmayınca başımıza nelerin gelebileceğinin yaşanmış ve çok acı tecrübe edilmiş bir örneği…

_ALI6297

Kara Akbaba ülkemizde yaşayan/görülen dört akbaba türünden birisi. Diğer üçü; Kızıl Akbaba, Küçük Akbaba ve Sakallı Akbaba. Kara Akbaba, 7-12kg arasında değişen ağırlığı, 100-110cm civarındaki boyu ve 2,5-3m’ye varan kanat açıklığı ile Avrupa’nın en büyük akbabasıdır. İnsan tarafından bozulmuş ve kullanılmış arazilerden kaçınır. Tünemek ve yuvalamak için geniş kaldırma kuvveti olan hava akımlarının sayesinde inişin ve kalkışın kolay olduğu yerleri tercih ederler, havalandıktan sonra ise uzun mesafeler ve yüksek irtifalarda hava hakimiyetini büyük bir ustalıkla kullanırlar. Yerdeki hareketleri de güçlü ve hızlıdır fakat çoğunlukla açık ve serbest alanları tercih ederler. Çok güçlü ve dayanıklı bir tür olmasına rağmen beslendikleri habitatların küçülmesi nedeniyle populasyonları tehdit altındadır. Türün sayısı İspanya’da artmış olsa da diğer popülasyonlar Avrupa ve Asya’da ciddi şekilde azalmıştır. İspanya’dan sonra Avrupa’daki en büyük kara akbaba popülasyonu 50-200 çift ile Türkiye’dedir ve bilinen tüm koloniler orta kuzeybatı Anadolu’dadır. İspanya’daki durumun aksine yüksek üreme başarısına rağmen Türkiye’deki popülasyon stabil kalmıştır.
Genellikle 5-6 yaşında üremeye başlar ve dağınık koloniler oluşturur. Tek yumurta bıraktığı büyük yuvasını çam meşe ve ardıç ağaçlarının tepesine yapar. Nadiren kayalıklarda da üreyebilir. Türkiye’de bilinen bütün yuvalar yaşlı Karaçam ağaçlarının tepesindedir. (Kaynak: Trakuş)

DSC_1441a

_ALI6496

Doğanın dengesi deriz ya hep! İşte bu denge bizler tarafından bilerek veya ihmallerimiz neticesinde bozulmaz ise doğada herhangi bir karmaşa görmek mümkün değil. Kaçak avlanmalar, bilinçsiz tarım ilaçlamaları, yanlış su kullanımları, doğal alanların kontrolsüzce imara açılması vs. vs. Tüm bunlardan sonra gün gelecek Hindistan örneği gibi doğayı ve aslında kendimizi kurtarmak için ciddi emek ve paralar harcamak zorunda kalacağız ama işe yarayıp yaramayacağı da şüpheli. Zira bir yabani hayvanı doğasından kopartarak üremesini sağlasanız dahi serbest bıraktığınızda vahşi doğada yaşamakta zorlanıyor ve çoğunlukla bunu başaramıyorlar. Avlanamıyor ve açlıktan ölüyor, hatta av oluyorlar…

Şimdi Bolu’da çektiğim aşağıdaki Kara Akbaba fotoğraflarına bu düşüncelerle bir kez daha bakın ve sevimsiz sandığımız bu kuşların aslında ne kadar güzel, özel ve değerli olduğunu görmeye çalışın… Sevgilerimle, Esen kalın…

_ALI6404 _ALI6318p _ALI6408y

2079 kopya

14 YORUMLAR

  1. Ya aralara niye böyle fotograflar koyuyorsun, bakmaktan yazıya konsantre olamıyorum. Yazıyı 3 denemede okuyabildim. Ayıp ediyorsun :)

  2. Merhabalar Ali bey verdiğiniz örnekte akbabaların doğal yaşama katkısı son derece güzel anlatılmış..Fotoğraflarınız da harikulade güzel, her zamanki gibi,gönülden tebrik ederim bu nefis görsel şölen için..Doğada hiçbirşeyin amaçsız olmadıgını ve yaratılmadıgını düşünürsek Akbabaların görevi de doğada leş atıklarını temizliyorlar görevleri yaratılış amaçları bu .E biz Bolu’da bu leşleri de onları görüntüleyebilmek için atıyoruz yani bu doğal bir işleyiş süreci değil,tamam güzel pozlar yakalıyoruz ama biz onlara bu leşleri atıp fotoğraflarını çekerken gerçekten doğal yaşamlarını gözlemlemiş mi oluyoruz ve akbabalar hakkında onların gerçek doğal yaşayışı hakkında ne kadar bilgi sahibi oluyoruz… Diye düşünüyorum çoğu zaman. Yoksa sadece onların birkaç pozunu alıp’ ben fotoğrafladım, ben gördüm ,çektim ‘ diyerekten kendimizi mi kandırıyoruz sözüm size değil sakın yanlış anlaşılmasın sadece akbaba lokantası projesini sorguluyorum. Başarılarınızın devamını dilerim saygı ve selamlarımla…

    • Münevver hanım değerli yorumunuz ve ilginiz için öncelikle teşekkürler. Akbaba lokantasına gelince ben lokantayı destekliyorum. Zira yazımda da belirttiğim gibi ülkemizde Kara Akbabaların sayısı artmıyor maalesef. O nedenle doğadaki leşleri temizlemenin yanında daha rahat besin bulmalarını da sağlayarak üremelerini ve yaşama olasılıklarını arttırmak doğru bir hareket gibi. Çünkü artık dağlarımızda ve ovalarınızda o kadar az yaban hayvanı kaldı ki ölenlerin leşleri hangi bir leş ile beslenen canlıya yetsin :( Hindistan örneği gibi artık bir çok yaban hayvanının sayılarının artması için biz insanların mecburen küçük müdahalelerinin olması kaçınılmaz gibi görünüyor. Kelaynak örneği gibi…

      Kars civarında da Boz Ayılar için mücadeleler veriliyor. Ülkemizin farklı yerlerinde kurtlar için benzer mücadeleler var vs. Fotoğraf konusuna gelince o da bu güzelliğin bir meyvesi. Abartmadan ve doğallığı bozmadan değerlendirmekte fayda var diye düşünüyorum. Dünyada da bu iş böyle oluyor çoğunlukla…

  3. Suni bir şekilde atılan leşlerle onların doğal hayat beslenmesi budur diyemeyiz ve bir yerde doğal değil diye düşünüyorum özellikle leşle çekilen fotoğraflarına tabii ki…Destek verip vermemek ayrı bir konu, onları doğal yaşam yerlerinde kendi hallerinde yakalamak mı ,yapay olarak kurulmuş leşle desteklenen bir kamuflaj yerinde çekmek mi ,tabii ki ikinci şıkkı bende tercih ederim ..tabii ki bu işin daha kolay yolu.. :)

    • Doğal hallerinde yakalamak elbetteki istenen bir durum. Ancak özellikle konu akbaba olunca sizinde bildiğiniz gibi bunu başarmak çok zor. Sakallı Akbaba’nın leş atarak dahi yakın ve göz dolduran bir fotoğrafı henüz ülkemizde çekilemedi. Doğal ortamında ancak uçarken çekilebiliyor. Çünkü insanı en az 2km den görebiliyor. Müthiş koku alma yeteneği sayesinde sizi görmese dahi hissedebiliyor. Onun için gönlümüz hep naturalden yana olsada lokanta güzel bir imkan. Zaten ikinci şık diyerek siz de durumu özetlemişsiniz :)

      Fotoğrafta leşlerin görünmesi veya gerek konduğu noktaya gerekse de fona dikkat etmeden çekilen fotoğrfalar belge niyetiyle çekiliyor olsa gerek. Onlar da gayet önemli ve saygı duyuyorum. Ama diğer tarataftan da özellikle beğeni adına paylaşımda bulunulanların daha bir dikkatle seçilmesi ve çekilmesi gerektiğine de katılıyorum. Bu yazımda bende ilk defa tavuk görünen bir fotoğrafı paylaştım. Portfolyo şeklinde bir paylaşım olduğu için hem Akbaba Lokantasına işaret etmesi hem de yazıya destekte bulunması için bu tercihte bulunmuş oldum… Esen kalın…

  4. Ali Bey, fotoğraflarınızı gerçekten çok beğendim. Ellerinize sağlık. Yazınız da eminim çok bilgilendirice ve akıcıdır. İlk fırsatta okuyacağım. Selamlar,

  5. Ali bey öncelikle slmlar,keyifle dinleyip izlediğimiz o galeriler bölümü ( o kederli müzik babel di galiba) neden kalktı acaba?Benim favorim mekanım dı çok üzüldüm :(.

    • Suat bey merhaba. Ben fotogaleri kısmının bu kadar ilgi gördüğünü bilmiyordum ama sizin gibi bir çok kişi benzer şeyler söylediler. Aslında ilgi görmüyor diye düşündüğümden değil de sitemin bir dönem kapanması nedeniyle yeniden sıfırdan kurduğum için galeri kısmında çözemediğim ve tahminen eski sürüm olmasından kaynaklanan bir sorun var. Çözmeye çalışıyorum. En kısa sürede aynısının veya daha farklı bir tasarımın yayında olacağını söyleyebilirim. Takipte kalın :) Sevgiler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here